Güney Atlantikʼte bir beyaz kuğu: Cap San Diego

OLCAY BAŞEĞMEZ

BERLİN – Hamburg dünya denizcilik tarihinde en çok “müze gemisi”ne sahip liman kentlerinin başında gelmekte. İkinci Dünya Savaşı sırasında büyük hasar gören liman savaş sonrasında neredeyse yeniden yapıldı, ardından da kentteki çeşitli denizcilik vakıfları özellikle günümüzde örneği az bulunan Hamburgʼda inşa edilmiş gemileri bulup, satın alıp, aslına uygun olarak onarıp “müze gemi” şekline dönüştürdüler. Şu anda Hamburgʼdaki 14 müzede büyüklü küçüklü yük gemisi, fener gemisi, koster, denizaltı, romorkör, yüzer vinç, gümrük muhafaza gemisinden oluşan 12 adet müze gemi ve yüzlerce model gemi bulunmakta. Bu yazı dizisinde Hamburgʼun ünlü müze gemilerini ayrıntılı bir şekilde tanıtmaya çalışacağız.

Hamburg limanını ziyaret edenlerin ilk bakışta dikkatini çeken, lüks yolcu gemilerinin yanaştığı Landungsbrückeʼnin yanındaki rıhtıma bağlı duran bembeyaz, büyük bir yatı andıran son derece zarif bir yük gemisidir. Biraz yaklaşınca geminin ziyaret edilebileceğini gösteren bilgiler içeren plaketler ve gemideki güncel sergilerle ilgili bilgilerle karşılaşırsınız.

Denizcilerin “Güney Atlantiğin Beyaz Kuğusu” olarak adlandırdıkları “Cap San Diego” isimli bu yük ve yolcu gemisinin öyküsü 1960ʼlara uzanıyor. Almanyaʼnın gıda, içki, bankacılık, taşımacılık alanlarında önde gelen şirketlerden Dr. Oetker Grubu’na ait Hamburg Süd (HDSG) Denizcilik Şirketi, 1961-1962 yıllarında iki Alman tezgahına 6 yüksek süratli yük/yolcu gemisi sipariş etti. “Cap San sınıfı” olarak nitelendirilen gemiler Cap San Nicolas (1961), Cap San Marco (1961), Cap San Lorenzo (1961), Cap San Augistin (1961), Cap San Antonio ( 1962) ve Cap San Diego(1962) sırayla denize indirildiler.

Gemileri Yunanlı milyarder Aristoteles Onassisʼin Christina (1) adlı yatını Kiel Howaldtswerk  tezgahlarında yapan dönemin ünlü mimarı Cäsar Pinau (2) planladı.

9 bin 998 groston ağırlığındaki  gemiler 159,40 metre boyunda, 21.47 metre genişliğinde ve 10 bin 700 ton yük kapasitesine sahiptiler. 11 bin 650 PSʼlik iki zamanlı, dokuz silindirli MAN ana makineyle saatte 20,7 mil yapabilen gemiler tek uskurluydular. Gemilerin önemli bir özelliği de, baca görevini güvertenin arka bölümünde yer alan ince direklere uyarlanan egzoz borularının üstlenmiş olmasıydı.

Gemilerde başlangıçta 49 kişiden oluşan mürettebat sayısı sonraki yıllarda  giderek 35ʼe kadar düştü. Gemideki  yolcular nedeniyle mürettebatta her zaman  bir aşçıbaşı, bir aşçının yanı sıra bir  ekmek-pasta ustası, başkamarot, kamarotlar ve çamaşırcı yer almaktaydı. 1960ʼlarda henüz Uzakdoğulu denizciler Avrupa gemilerinde çalışmaya başlamamalarına rağmen, çamaşırcılar her zaman Hongkonglu Çinliʼydiler.

Gemilerde önceleri gemi doktoru da bulunmaktaydı. Sonraları ücretsiz seyahat karşılığı izinlerini gemide geçiren doktorlar bu görevi üstlenmeye başladılar.

Gemiler 4 adet iki kişilik, 4 adet de tek kişilik klimalı lüks kabineleriyle toplam 12 yolcu taşıyorlardı. Yolcular için geminin ikinci kat güvertesinde özel yemek salonu, bar, yüzme havuzu bulunuyordu. Hamburg-Güney Amerika yolculuğu gidiş-dönüş toplam 60 gün sürmekteydi. Gidiş-dönüş seyahat tutarı kişi başına 4 bin 500 marktı. (O dönemde bir Volkswagen otomobilin fiyatına eşit.)

Parça yük yanı sıra, soğutmalı ambarlarında gıda maddeleri de taşıyabilen gemiler 80ʼli yılların başında konteyner taşımacılığının giderek yaygınlaşmaya başlamasıyla tek tek hizmet dışı kalarak sökülme dönemine girdiler.

CAP SAN DIEGO’NUN KRONOLOJİSİ

Hamburgʼtaki Deutschen Werft AGʼde sekiz aylık bir inşa süresinin ardından Cap San Diego, 30 Mart 1962ʼde Cuxhavenʼdan ilk Güney Amerika seferine çıktı.  Montreal, Baltimore, New York, Recife, Rio de Janeiro, Buenos Aires, Santos, Anvers, Rotterdam ve Bremen limanlarının ardından ilk kez bağlama limanı Hamburgʼa geldi.

1962 ile 1981 yılları zaman diliminde  Avrupa ile Güney Amerikaʼnın doğu limanları arasında 120 düzenli sefer gerçekleştiren gemi 10 Aralık 1981ʼde İspanyol Ybarra şirketine satıldı. Panama bayrağı taşıyan geminin adı ise San Diego olarak değiştirildi.

1986 ilkbaharında geminin Monroviaʼlı yeni sahipleri adını Sangria, bayrağını da St. Vincent&Grenadine olarak değiştirdiler. Amaçlarının gemiyi sökerek değerlendirmek olduğu son anda fark edildi.

Gemi söküm için Sri Lankaʼnın Colombo kentinde iken Hamburg eyalet hükümeti harekete geçti ve 12 Ağustos 1986ʼda gemiyi satın aldı. 24 kişilik Hintli mürettebat gemiyi 27 Ekim 1986ʼda Cuxhavenʼa getirdiler. Bu arada Hamburgʼda da hazırlıklar son şeklini almaya başladı, gemi 29 Ekim 1986ʼda verilen bir çekle Hamburg eyaletinin malvarlığına geçti. Geminin bayrağı Federal Almanyaʼya geçti, adı da tekrar Cap San Diego oldu.

30 Ekim 1986 günü 70 gönüllü mürettebat, 200 denizseverin eşliğinde gemiyi Cuxhavenʼden Hamburgʼa getirerek Denizaşırı Köprüʼye (Überseebrücke) bağladılar. “Güney Atlantiğin Beyaz Kuğusu”, Kaptan Manfred Stroncik tarafından dönemin Hamburg Eyalet Başbakanı Klaus von Dohnanyiʼye teslim edildi.

Gemi 6 Mayıs 1988ʼde Hamburg Amirallik Vakfına devredildi. Ardından da geminin tümden tamirine geçildi. Mayıs 1989ʼda Hamburg limanının 800ʼüncü yıldönümünde gemiyi 3 bin kişi ziyaret etti.

Yıllar süren tamiratlardan sonra 16 Haziran 1995ʼte Cap San Diego önce Brunsbüttelʼe ardından da Nord-Ostsee Kanalıʼnın (Kuzey Denizi- Baltık Denizi Kanalı) 100ʼüncü yıldönümü törenlerine katılarak Kiel limanına kadar süren bir seferi gerçekleştirdi.

2005 yılının haziran ayında gemiye otel lisansı verilerek yolcu kabinelerinde ve kaptan süitinde geceleme olanağı sağlandı. Temmuz ayında da geminin havuzbaşı barı açıldı.

Her 5 yılda bir TÜV  (Teknik Denetim Kurumu) tarafından kontrol edilen gemi Almanya karasuları sınırları içinde 500 kişiyi geçmemek üzere günlük gezi iznine sahip.

En son 2017ʼnin şubat ve mart aylarında Bremenʼde bir tezgahta kontroldan geçirilen geminin TÜV  maliyeti 1 milyon avroyu buldu. Bu tutarın 400 bin avroluk bölümünü Eski Kültürel Yapıtları Koruma Programı çerçevesinde Federal Meclis, kalan bölümünü ise gemi sahibi Hamburg Amirallik Vakfı karşıladı.

Ambarlarında çeşitli sergilerin açıldığı, konserlerin, edebiyat söyleşilerinin gerçekleştirildiği Cap San Diego halen dünyanın en büyük “çalışır durumdaki müze gemisi” olarak özellikle yaz aylarında çeşitli günlük turlarına tümü gönüllülerden oluşan mürettebatıyla devam ediyor.

Hamburg limanının  simgesi haline gelen “Güney Atlantiğin Beyaz Kuğusu”na mavi denizlerden binlerce selam.

 

NOTLAR:
(1) Yunanlı armatör Aristoteles Onassis, Kanada hükümetinden Stormont adlı fırkateyni 1948 yılında 34 bin dolara satın aldı. Kızı Christinaʼnın adını verdiği gemi, Kiel Howaldtwerks tezgahlarında 99 metreye uzatılarak 1954ʼte tamamlandı. 4 milyon dolarlık tamiratın sonunda gemi o dönemin en lüks yatı konumundaydı. Dönemin ünlü politikacıları, sanatçıları, Onasisʼin konukları arasındaydılar. 8 kez geminin konuğu olan eski İngiltere Başbakanı Winston Churchill, Ağustos 1959ʼda Christinaʼyla İstanbulʼa gelmis, 5 Ağustosʼta Büyükada sahillerinde Başbakan Adnan Menderesʼle bu gemide görüşmüştü.

 

(2) Hamburglu mimar Cäsar Pinnau (1906-1988) Nazi Almanyası döneminde daha sonra Silahlanma Bakanı olan mimar Albert Speerʼin yanında çalıştı. Pinnau aynı dönemde Berlinʼde profesör unvanı da aldı. Savaş sonrası devletten proje alamayan Pinnau, Hamburgʼa dönerek gemi projeleri yapmaya başladı. Onasisʼin yatının ardından Stavros Niarchosʼun yelkenli yatı “Creole” ve motoryatı “Atlantis”i gerçekleştirdi. Dönemin milyonerleri için inşa ettiği çok sayıda otel ve bina da Pinnau’nun yapıtları arasında yer almakta.