“NSU cinayetlerinde hükümet sorumluluğunu yerine getirmedi”

IŞIN TOYMAZ
STUTTGART – Kamuoyunda “Neonazi / Boğaziçi Seri Cinayetleri” ya da “Dönerci Cinayetleri” olarak bilinen ırkçı yeraltı terör hücresi NSU cinayetlerinin görüldüğü davada, tüm spekülasyonların ve şüphelerin gölgesinde sona yaklaşılıyor.
2000-2006 yılları arasında Almanya’da 8’i Türk 10 kişinin ölümüne yol açan NSU ırkçı terör hücresi, gerçekten de sanıldığı gibi sadece 3 neonaziden ibaret bir örgüt müydü, yoksa Alman devletinin içinde derinlemesine yapılanmış ırkçı bir oluşumun maşası mıydı?İşte bu sorulara 4 yıldır süren davada bir yanıt verilebilmiş değil.
NSU cinayetlerinin kurbanları genelde döner dükkânı türünden küçük işletme sahipleri arasından seçilmişti. Şüphelilerden ikisi Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos, 4 Kasım 2011’de başarısız bir banka soygununun ardından şüpheli bir intihar olayında hayatını kaybetti. Geriye kalan kadın şüpheli ve NSU davasının da başsanığı Beate Zschäpe ise polise teslim oldu. O dönemde kullanılan Dönerci/Boğaziçi Seri Cinayetleri tanımlamaları büyük tepki gördü. Hatta Alman Dil Bilimleri Enstitüsü tarafından “Dönerci Cinayetleri” adlandırması “Yılın En Kötü İfadesi” olarak seçildi.

DAVA UZADIKÇA UZUYOR
NSU davasında yargılanan sanıklar Andre Eminger ve Ralf Wohleben’in avukatlarının yaptığı akıl almaz sayıdaki reddi hâkim dilekçeleri yüzünden dava uzadıkça uzuyor.Bu nedenle davaya 24 Ekim’e kadar ara verilmişti. Cinayetlerin yanı sıra banka soymak ve bombalı saldırılarda bulunmakla da suçlanan terörist Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü (NSU) davası salı gününden bu yana yeniden görülmeye başlandı.
Ankara ile Berlin arasında tırmanan gerilimde Türkiye’ye sık sık insan hakları ve demokrasi dersi veren Almanya’nın sınıfta kaldığı neonazi cinayetlerinin avukatlarından Turan Ünlüçay ile görüştük. Davada, NSU neonazi örgütünün kurbanlarından Mehmet Kubaşık’ın ailesini temsil eden ve çalışmalarını Stuttgart kentinde sürdüren Türk hukukçu Ünlüçay,hem sanıklar cephesi hem de davanın işleyişi hakkındaki sorularımızı yanıtladı.

– Ertelemelerle tıkanan NSU davasında son durum nedir?
TURAN ÜNLÜÇAY – NSU davasında savcılığın mütalaası bitince müdahil avukatların mütaalası aşamasına geçilmişti. Yalnız savcılık, mütalaasında Andre Eminger için 12 yıl hapis cezası talep etti. Artı, Eminger’in kaçma ihtimalinden dolayı tutukluluğunu talep etti. Eminger 12 Eylül’e kadar tutuksuz yargılanıyordu. Mahkeme Eminger için tutuklama talebini kabul etti. Eminger de o tarihten beridir, 10’un üzerinde reddi hâkim talebinde bulundu. Davada bundan dolayı müdahil avukatların mütalaasına geçilemedi.

HOLGER GERLACH İÇİN İSTENEN CEZA TATMİN ETMEDİ
– “Nazi Gelini” olarak da adlandırılan davanın baş sanığı BeateZschäpe’nin müebbet hapis cezasına çarptırılması bekleniyor. NSU terör örgütü 10 cinayet, 2 bombalı saldırı ve 15 banka soygunundan sorumlu tutuluyor. NSU cinayetleri konusunda adalet tek bir kişinin cezaya çarptırılmasıyla sağlanacak mı?
TURAN ÜNLÜÇAY – Öncelikle tabii Zschäpe, Wohlleben ve Eminger’le ilgili talep edilen cezaları olumlu görüyoruz. Bizce Holger Gerlach için talep edilen 5 yıl hapis cezası ise oldukça az.

AZILI BİR IRKÇI NAZİ MİLİTANI
– Beate Zschäpe, cinayetlerin işlendiği yerlere gitmemiş, olay yerinde bulunduğuna dair de bir kanıt yok. Sizce cinayetleri bizzat işlememiş bir sanık adil yargılanıyor olabilir mi? Ya da başka faillerin gizlenebilmesi için Zschäpe günah keçisi mi seçildi?
TURAN ÜNLÜÇAY – Zschäpe herşeyden haberdardı, kendisine verilen görev örgütün mali durumunu yönetmek ve dışarıya karşı illegal yaşamı organize etmekti. Bu açıdan Zschäpe’nin tetiği çekmemiş olmasının bir anlamı yok.
Bildiğiniz gibi Zschäpe, 4 Kasım 2011 tarihinde bulunduğu binayı gözünü kırpmadan benzin dökerek havaya uçuran bir kişi. Bu şekilde örgütle ilgili son görevini yerine getirmiş oldu. Kendisinin azılı bir ırkçı nazi militanı olduğu mahkeme süresince dinlenen şahitlerin ifadesiyle ve delillerle net bir şekilde tespit edilebildi.
Müvekkilerimiz, Zschäpe gibi yargılananlara verilen cezaların yanı sıra elbette NSU ağının geniş şekilde aydınlatılmasını istiyor.

“DEVLETİN İHMALKÂRLIĞI SABİT”
– NSU kurbanlarının yakınları geçen haziran ayında Alman devletine tazminat davası açtı. Dava dilekçelerinde NSU üyelerinin cinayet işlenmeden önce yakalanabileceği yer alıyor örneğin. Dilekçede devletin ihmalkârlığı ve muhbirlere ödediği yüzbinlerce euro ile teröristlere verdiği destek ve kurban yakınlarından soruşturmalarda şüphelenildiği ve baskı altında kaldıkları suçlamaları da yer alıyor. Kurban yakınlarının tazminat talepleri sizce karşılık bulur mu?
TURAN ÜNLÜÇAY – NSU cinayetlerinde devletin kesinlikle en azından ihmalkârlığı var. Müvekkillerimiz gerek maddi gerekse manevi olarak mağdur oldu. Kendilerinin tazminat talepleri bugüne kadar karşılanmadı. Bu tavrın önümüzdeki dönemde değişmesini talep ediyoruz. Bu açıdan Thüringen Eyalet Hükümeti’nin aldığı tazminat ödeme kararını olumlu buluyoruz.Bizim müvekillerimiz de devletin sebep olduğu maddi ve manevi zararların karşılanmasını istiyorlar. Ama onlar için en önemlisi devletin sorumluluk kısmının aydınlatılması.
Kurbanların neye göre seçildiği, suç mahallinde yardımcıların olup olmadığı, NSU üyelerinin devlet tarafından kollanıp kollanmadığı, adı geçen neonazi örgüt içinde muhbir olup olmadığı, örgüt üyelerinin bu cinayetleri ellerini kollarını sallayarak nasıl bu kadar kolay işleyebildiği henüz açıklık kazanmadı. Müvekillerimiz bu soruların cevap bulmasını bekliyor. Maalesef mahkeme bu soruları büyük oranda aydınlatamadı.

– Hessen Eyaleti İç İstihbarat Teşkilatı’nın, önemli belgeler için “120 yıl gizlilik kararı” alması siyasi arenada olduğu kadar, kurban aileleri ve avukatlarının da tepkisi ile karşılaştı. Sizce cinayetlerin aydınlatılmasından daha önemli hangi neden böyle bir gizlilik kararının gerekçesini oluşturabilir?
TURAN ÜNLÜÇAY – Hessen Anayasayı Koruma Teşkilatı, vermiş olduğu bu kararla yaşam hakkına verdiği önemi göstermiştir. Hiçbir neden insanların yaşamından ve bir cinayetin aydınlanmasından daha önemli olamaz. Bu da Anayasayı Koruma Örgütü’nün ölen insanlara verdiği değeri gösteriyor. Tabii mahkeme sürecinde bazı şeyler yine de ortaya çıktı.

“MUHBİR AĞI OLDUĞU KESİN”
Özellikle müdahil avukatların mücadelesi sonucu NSU çevresinde bir muhbir ağı olduğu kesinlik kazandı. Bazı muhbirleri şahit olarak dinleme talepleri, iddia edilen suçlarla ilgili olmadığı gerekçesiyle reddedildi. Anayasayı Koruma Örgütü mensupları bilgi vermemek ve sorumluluklarının ortaya çıkmaması için her yolu denediler. Bazı dosyalar devlet sırrı altında gizli tutuldu. Ayrıca memurlar çok tuhaf bir şekilde mahkemede adeta “hafıza kaybına” uğramış gibi davrandılar. Mümkün olduğunca bildiklerini gizlemeye çalıştılar.

– Aradan yıllar geçmesine rağmen cinayetler üzerindeki soru işaretlerinin aydınlığa kavuşturulmaması, kurban yakınlarını hem çok üzüyor hem de büyük tepki göstermelerine yol açıyor. İç istihbarat teşkilatının bu üçlünün etrafında onlarca muhbiri olmasına rağmen cinayetler neden önlenemedi?
TURAN ÜNLÜÇAY – Savcılık NSU terör örgütünün üç kişiden ibaret olduğu tezinden yola çıkıyor ve bütün soruşturmalarını bu tezin çerçevesinde yapıyor. Bizler bu tavrın kesinlikle devleti korumaya dönük olduğunu düşünüyoruz. Bu açıdan biz sadece bu davada yargılananların ceza bulmasıyla adaletin yerini bulmayacağını düşünüyoruz.
Bizim, işlenen suçlarda Zschäpe’nin en az Böhnhardt ve Mundlos kadar sorumluluğu olduğundan en küçük bir şüphemiz yok. Zschäpe’nin avukatı aracılığıyla vermiş olduğu ifade çelişkilerle dolu. Zschäpe ortak bir plan çerçevesinde cinayetlerin işlendiğini bilmesine rağmen örgütün kamufle edilmesi için olmazsa olmaz bir rol oynadı.
Dava boyunca bir sürü ipucu ortaya çıktı. Çok sayıda meclis araştırma komisyonu, bu üçlü terör hücresi tezinin yanlış olduğu, çok daha büyük bir terör ağı bulunduğu görüşünü ortaya koydular. Başsavcılığın ilk günden itibaren sanki devletin hiçbir sorumluluğu bulunmuyormuş, bunların destekçileri yokmuş gibi sadece üç kişiden ibaret bir terör örgütünden yola çıktığı kanısı hâkim.

KURUMSAL IRKÇILIK DEĞİŞMEDİKÇE…
– Baştan beri başsavcılık bu işi genişletmek istemiyor. Devlet yine devleti, polislerini, memurlarını korumak mı istiyor?
TURAN ÜNLÜÇAY – İleride de buna benzer cinayetler olursa güvenlik güçlerinin yine eskisi gibi kurban yakınlarını mağdur edeceğini düşünüyorum. Meclis komisyonları olayın daha çok teknik yönlerine değindiler. Güvenlik kurumları arasındaki bilgi akışını eleştirdiler. Almanya’da bulunan kurumsal ırkçılık mantalitesi değişmedikçe yasaların değişmesi bir anlam ifade etmiyor. Federal Meclis ve eyalet meclislerindeki NSU araştırma komisyonlarının ortak şüphesi, NSU terör hücresinin çok daha geniş bir aşırı sağcı ağ tarafından desteklendiği yönünde.
Ayrıca bu çalışmalar sonucunda, seri cinayetleri gerçekleştiren NSU üçlüsünün etrafının yıllarca en az 40 muhbirle çevrili olduğu ortaya çıktı.

– Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde devam eden davanın bugüne kadar olan maliyeti 56 milyon euroyu aştı. Başbakan Angela Merkel tüm cinayetlerin tereddütsüz aydınlatılacağı sözünü vermişti. Sizce, yeni hükümet kurulduktan sonra, Merkel bu sözünü tutar mı?
TURAN ÜNLÜÇAY – Biz hükümetin kesinlikle sorumluluğunu yerine getirmediğini düşünüyoruz. Tam tersine mahkemede edindiğimiz izlenim, olayları sorgulayan polislerin ve anayasayı koruma örgütlerinin her şeyi doğru yaptıklarını düşündükleri.

DAVA YENİDEN AÇILABİLİR
– NSU davası, gelecekte gerçek sorumluların yakalanabilmesi için sizce yeniden açılabilir mi?
TURAN ÜNLÜÇAY – Almanya’da cinayet suçu zaman aşımına uğramadığı için davalar ileride de açılabilir.

– Peki, Türkiye’nin NSU davası ile ilgili üstüne düşeni yerine getirdiğine inanıyor musunuz? Türk tarafı Alman makamlarına gereken baskıyı yapabildi mi? Türk ve Alman kamuoyunu etkileyecek nitelikte araştırma ve çalışma içinde oldu mu? Örneğin tıpkı Almanya’da da olduğu gibi, TBMM içinde de bir NSU cinayetlerini inceleme komisyonu da kurulmalı mıydı? Yoksa bu konunun sadece TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde ele alınmış olması ile Meclis üstüne düşeni yapmış mı oldu?
TURAN ÜNLÜÇAY – İlk sene NSU davasına Türkiye’deki ve Almanya’daki kamuoyundan ilgi vardı. TRT devlet kanalı düzenli olarak yayın yapıyordu. Şu an bildiğim kadarıyla Türkiye’de sadece gazeteci Rahmi Turan düzenli olarak davayı takip ediyor. Meclis’ten de ziyaretler olmuştu. Münih konsolosluğundan bazen duruşmalara katılım oluyor. Gerek NSU özelinde gerekse genel olarak Almanya’daki ırkçı saldırılarla ve Alman devletinin bu saldırılar karşısındaki tutumuyla ilgili TBMM çatısı altında bir araştırma komisyonu ya da farklı bir mekanizmanın oluşturulmasını ise oldukça gerekli görüyorum.

—————————————————-
TURAN ÜNLÜÇAY KİMDİR?

37 yaşındaki Türk hukukçu Turan Ünlüçay, Tübingen Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Stajını Stuttgart Eyalet Mahkemesi’nde gerçekleştiren Ünlüçay, 2009 yılından bu yana Stuttgart kentinde avukatlık yapıyor ve ağırlıklı olarak ırkçı saldırılara maruz kalan göçmenlerin haklarını savunuyor.